Archive for Ağustos, 2008

Kitap vermeyen kütüphane

Bence Türkiye’de okunabilecek en güzel kampüse sahip üniversitelerden biri olan güzel üniversitem Karadeniz Teknik Üniversitesi kütüphanesinden bahsetmek istiyorum. Bir çok kitabı bulabileceğiniz ve arşiv olarak ülkemizde üst sıralarda yer alan bir kütüphanedir. Son 2 yıldır yenileme çalışmaları yüzünden biraz dert yaşasak da, havaalanının hemen karşısında olduğu için inen ve kalkan uçakların sesleri rahatsız etse de kaynak olarak gerçekten çok zengin.

Peki bu kadar güzel bir kütüphane için neden kitap vermeyen kütüphane diye bir başlık attım? Geçen hafta Trabzon’da satılmayan ve bildiğim kadarıyla Türkçe ilk ve tek kaynak olan Mustafa Başer’in Python kitabını almak için kütüphaneye yolum düştü. Kütüphaneye girmeden her yaz olduğu gibi bu yaz da tadilatta olduğunu anlamak mümkündü. Çünkü kütüphanenin içi mavi renge bürünmüş şekilde parlıyordu. Bunun nedenini tekrar arkadaşlarımın yanına döndüğümde öğrendim. Çatıya mavi branda gerilmiş… Herneyse benim amacım o kitabı almaktı ve kitabı almadan gitmeye niyetim yoktu. Bilgisayarların olduğu bölüm tadilatta olduğu için gerekirse tüm rafları tek tek arayacaktım. İçeri adımımı attım ve görevlilerden bir ses geldi. “Kitap almaya mı geldiniz?” - “Şey evet.” - “Sistembozuk kitap veremiyoruz” - “Şey peki ne zaman kitap alabilirim?”  -  “Hele bi okul açılsın.”

Okulun açılmasını bekleyecek kadar vaktim olduğunu düşünsem zaten orada olmazdım. Kütüphanenin bakıma alınmasına tabi bir lafım yok çünkü böyle mekanları daha güzel şekle getirmek gerektiğini düşünüyorum bende. Ama bir kütüphanenin kitap takip sisteminin çalışmamasını anlayamıyorum. Acaba gelen ben değil de bir akademisyen olsaydı ve kitaba gerçekten ihtiyacı olsaydı sonuç aynı mı olurdu diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Ve korktuğum cevap hayır birşey değişmezdi denme ihtimali. Bir düşünün araştırmanızın ortasında bir kitaba ihtiyacınız oldu ve bu kitap kütüphanede. Alıp bir kaç gün belki bir kaç hafta elinizde tutmanız gerekiyor (Akademisyenler öğrenciler gibi sadece 15günlük almıyor kitapları daha uzun bir süre hakları var -keşke bizimde olsa-).

Ne diyelim enazından şanslıydım ki kitaba anında ihtiyacım yoktu ve kitabı kitapturk sitesinde bulabildim…

Numara Taşınabilirliği?

Bilindiği üzere kısa bir süre sonra (artık bu durum da fal gibi oldu 3 vakte kadar 3 ay mı deseeem 3 yılmı deseem gibi bir durum ama artık kesin tarih verildi 9 Kasım 2008) numara taşınabilirliği sayesinde numara değiştirmeden servis sağlayıcımızı değiştirebileceğiz. Peki bu durum ne kadar işimize yarayacak yada şöyle soralım bu durum faturalarımıza nasıl yansıyacak???

Demek istediğimi tam olarak anlatamadim ama eminim ki şu soruları kendinize sorup biraz düşünürseniz beni anlayabileceksiniz.

Hangisi bir Turkcell numarasıdır? Hangisi bir Avea numarasıdır? Hangisi bir Vodafone numarasıdır?

a)0542******* b)0543******* c)0538******* d)0532******* e)0555******* f)0506*******  g …

Liste böyle uzayıp gidiyor. Şu anda bu sorunun cevabı çok basit fakat numara taşınabilirliğinden sonra bu kadar basit olmayacak. Tabii ki arama yaparken bize “Aradığınız numara Avea/Vodafone/Turkcell numarasıdır”  şeklinde bir uyarı gelecek. Bu durum iyi güzel ama ne zaman gelecek mesela telefonların yaydığı radyasyondan dolayı arama yaparken kulağa dayamak yerine ekrana bakıp orada karşı tarafın çaldığı durumda kulağa getirenler ne olacak? Ya da ne zamana kadar böyle bir uyarı duyacağız? Günümüzde herkesle ucuza konuşabilmek adına her hattan birer tane bulundurup ona göre arama yapanlarda var. Bu kişiler arama yapmadan önce hangi hattı seçecekler? Birisinden telefon numarasını alırken yada birisine numaramızı verirken ayrıca bir de “Haa unutmadan hattın ne?” yada “Bu arada hattım şu.” mu diyeceğiz?

Numara taşınabilirliği sonrası sıkça; birisini arayıp hattını değiştirdiği mesajını es geçen ve faturası geldiğinde kendisiyle aynı şebekeden olduğunu sandığı numaranın karşısında kabarık bir miktar gören vatandaşın faturasına itiraz etmek için bir koşu bayilere gidip dert yanmasını, kızmasını göreceğiz gibime geliyor.

Numara taşınabilirliğinin mutlaka yararı olacak bunu es geçmiyorum fakat yeni bir hat alınca ücretsiz mesaj ile numaranızı istediğiniz kişilere mesaj yolu ile yollamanız mümkün ve bence daha sağlıklı. Ama illa taşınacak deniyorsa şöyle bir durum olabilir diye düşünüyorum eski hat ile numara taşımak için başvurulur, bu firmadan firmanın kendi kodunda olan bir hat alınır ve eski hat bu firma tarafından ücretsiz olarak yeni numaraya yönlendirilir. Yeni hat alındığı için yine ücretsiz olarak herkese mesaj ile yeni numara bildirilir ve sadece eski numaradan arayanlar için hattın değiştirildiğini belirten uyarı mesajı dinletilir ardından bağlanır. Bu durum faturalara aynı şekilde yansıyacaktır ama illaki eski numaramdan arayanlar ulaşsın deniyorsa bence böyle olması daha mantıklı. Çünkü insanoğlu dalgındır ve rehberinde arama yaparken bunun hattı acaba ne olmuştu diye düşünüp durmasındansa şebeke değişim mesajını duyunca aradığı kişiden yeni numarasını istemek daha kolay olmalı gibime geliyor. Böylece enazından aradığımız kişinin hattının ne olduğunu biliriz. (Serkan gibi sadece inat olsun diye hat alıp numara değişikliğini bekleyenler hariç.)

Yine de bence ücretsiz mesaj ile tüm listenize yeni numaranızı yollatmak ve numaram değişti derdinde olmamak en iyisi. Ayrıca artık cep numaraları için de çok rahat bir şekilde ad soyad ile rehberden arama yapılabiliyor yani bir tanıdığınız sizi bulmayı kafasına koyarsa ve siz bulunmak isterseniz (rehbere kayıt kişisel tercihe bağlı olduğundan) ulaşmak dert değil.

Iphone 3G Turkcell & Vodafone…

Geçtiğimiz ay iphone kullanma fırsatı bulmuş ve birçok özelliğinden etkilendiğimi Serkan‘a belirtmiştim. Hatta ülkemize gelmesinin gecikeceğini düşündüğümden yurt dışında olan bir arkadaşıma fiyat araştırmasını rica etmiştim. İnternet sitesinde yazdığına göre 2 katı hızı daha düşük fiyattan sunacakmış apple. Tabi böyle olunca bir heycanlandım 200 - 300$ arasında bir ücret denilse belkide anında havale yapmayı planlıyordum. Ama sadece o servis sağlayıcısının hattı ile birlikte ucuz fiyata satıldığından Türkiyeye gelmesini beklemeye çekildim. Bu süre içerisinde Serkanla konuşmalarımızda onunda almayı düşündüğünü görmüş oldum. Tabii onun yaklaşımı benim kadar net değildi. O “Sen al senden bakarım beğenirsem alırım” modundaydı (hala öyle).

Konuşmalarımızda Serkan hep Vodafone getirecek denmesine bakma Turkcell de altta kalmaz mutlaka o da getirir diyordu. Bunu da daha önceden yaşanmış olan bir yanılmıyorsam blackberry olayından örnekliyordu. (yanılıyorsam serkan düzeltirsen sevinirim) Ne yalan söyliyim bu kadar hızlı bir bilgilendirme beklemiyordum. Belki Vodafone’dan bir hafta falan sonra bizde getiriyoruz diyip Vodafone’dan daha pahalı bir ücretten getirirler diye düşünüyordum. Taa ki bilgisayarımı açıp RSS okuyucuma bakana kadar. Arda Kutsal webrazzi’de Turkcell’in de iphone kampanyası başlattığını ve Vodafone’da olduğu gibi Turkcell’in de talep toplamaya başladığını yazmış.

Ne diyelim Serkan haklı çıktın. Ve teşekkürler Arda Kutsal sen olmasan sanırım öğrenmem biraz zaman alacaktı.

Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı

Bu merkez son zamanlarda İstanbul, İzmir, Ankara şehir içme sularının temizliği konuları konuşuldukça daha fazla adını duyurmakta. İllerden örneklerin toplanıp Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı’na gönderildiği söyleniyor basında haberler çıkıyor sonuçlar yayınlanıyor vs. Bende bu merkezden bahsetmek istedim. Şüphesiz ki tek bir yazı ile bahsedilecek bir kurum değil o yüzden bu yazımda sadece genel açıdan ne olduğunu ve ne gibi hizmetler verdiğini paylaşıp internet sitesi hakkında birkaç yorumda bulunacağım.Daha sonra da eğer ulaşabilirsem bizzat yetkili ya da çalışanlarından bilgiler alarak tek tek verdiği hizmetler hakkında yazı dizisi yayınlamayı planlıyorum. Tabii ki bu yazı dizisinin yeri çiçeği burnunda biyoteknoloji blogum Apreka :)

Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı ülkemizde halk sağlığının korunmasına yönelik üretim, kontrol ve tanı ile ilgili temel laboratuvar hizmetlerini yürütmek üzere kurulmuş olan ulusal referans laboratuvarıdır. Bu amaçların yanında eğitim ve danışmanlık hizmetleri de vermektedir.

2007 yılı sonunda yapmış olduğumuz Ankara gezisinde gitme fırsatı bulduğum merkez hakkında internette yaptığım araştırmalar sonucu 14 farklı laboratuvar hizmeti sunduğunu ve bu alanlarda bir çok biyolog çalıştırdığını söylemek mümkün. Yazının başında da söylediğim gibi ilerleyen zamanlarda bu laboratuvarların hepsini ya da birçoğunu ayrı yazı dizisi halinde inceleyeceğim.

Genel olarak internet sitesine bakacak olursak sadece bir tasarım ile düzenlenmiş olan sitede Joomla içerik yönetim sistemi kullanılmış. Web2.0 olduğunu söyleyemeyeceğim tasarımda direk göze batan ilk sorun favicon kullanılmaması. Aslında sitelerde kullanılmaması sorun teşkil etmemekte fakat joomla tarzı içerik sistemlerinde kullanıcı kendi ikonunu oluşturmazsa joomlanın ikonu gösterilmekte ve bu da bence sitenin görünümünü bozmakta. Ayrıca benim anlayamadığım bir diğer nokta da menülerin isimlendirilmesi ve düzenlenmesi. Bana sıralama önemsiz yapılmış gibi geldi. Ayrıca E-Posta Okuma şeklinde yazılan link epey bir garip geldi. Varlığının bile tartışılabilir olduğunu düşünüyorum. Ama eğer var olacak ise ismi böyle olmamalıydı. Menü üzerinde Teşkilat ve Birimler adlı bir başlık bulunurken yine aynı menü üzerinde RSHM Bilim Kurulu şeklinde bir linkin olmasını da menülendirmedeki düzensizliğe bağlıyorum.

Yaptığı işler bakımından ülkemiz için önemli olan bir kurumun website içeriği bakımından dolu olduğunu söylemek mümkün. Yerleşim bakımından hatalı olmasına rağmen düzenlenme, yenileme çalışması sonrasında sahip olduğu zengin içerik ortaya çıkacaktır. Şu an bu güzel içeriği bulmak için biraz dikkatli olmak gerekiyor. İçeriğin özünde var olduğunu söylediğim sitenin kodlaması için ise aynısını söylemek doğru değil. Kısa bir w3c CSS ve Valid XHTML sorgulamasından sonra iki sorgulamanın da doğrulama gerçekleştiremediğini gördüm. Sanırım özellikle devlet dairelerinde internet siteleri ikinci belki üçüncü planda tutuluyor. Hani bir site olsun yeter mantığı var gibi geldi bana. Sonuçta web bir dünya ve bu dünyada yerinizi ne kadar sağlam alacağınız sizin elinizde. Bir gökdelen dikmek için imar iznine ihtiyacınız yok. Güncelliği koruyun, rakiplerinizi kollayın, standartlara uyun. Bu belki sizin için getirisi olmayan bir atak olarak görülebilir ama prestij yükseltme açısından bile olsa sahip olduğunuz değerleri yukarıya taşımalısınız.

Ne diyeyim belki sesimi duyan birileri olur…

Apreka.net

Dün itibariyle biyoteknoloji sektörü hakkındaki yazılarımı toparlayacağım yeni blogumu yayınlamış bulunuyorum. Şimdilik wordpress’in sunduğu temalardan bir tanesi ile başlamış olsam da en kısa zamanda kendi temasıyla görebileceksiniz. Site üzerinde ülkemizdeki ve yurt dışından biyoteknoloji kurum ve kuruluşların hizmetleri hakkında  bilgilere yer vermeyi ve küçük eleştiri yazılarımı paylaşmayı düşünüyorum. Ve bazen de aldığım bir takım duyumları sizlerle paylaşıyor olacağım. Şimdiden söylemesi çok yakında bir bomba haberle gelebilirim. Eğer biyoloji ve biyoteknoloji ilgi alanınıza giriyorsa en iyisi siz apreka‘yı takip edin. :)

Sonraki Sayfa »