Bi Duş Alıp Çıkacaktık
Saat 00:01 ve şuan itibariyle 1 Ağustos gününe girmiş bulunmaktayız. Bu yeni ay umarım ülkemize bol yağmur getirir. ( bu iş belki tatil yöresindeki otel sahiplerini üzebilir ama barajların dolması onların cebinin dolmasından daha önemli enazından benim için )
Bu temennilerimin yanında şu anda tek bildiğim Ankara ilimize bu ay çok mutluluk getirerek başlamadı. Bunun nedeni de Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin almış olduğu karar. Bu karar doğrultusunda 1-4 Ağustos tarihlerinde 2 şer günlük olmak üzere Ankara’da sular kesilecek. Koskoca 48 saat boyunca 1 damla su bile akmayacak evlerde.
Biraz düşünelim küresel ısınma var, barajlarımızın doluluk oranı sürekli azalışta, halkın su israfı önlenmeli. Peki bunlara karşılık verilecek cevap “haberiniz olsun size haftaya 2 gün su yok” mudur? Bu halkı daha çok su israfına iter mi itmez mi ? Hangi aklı başında insana suyunun kesileceği söylense ilk yapacağı bulduğu tüm kap, çanak, çömlek ne varsa su ile doldurmak olacaktır. Ve belkide ( ki büyük ihtimalle ) kullanacağından fazlasını alacaktır. Ki yapılan açıklamaya göre bu olay ya yağmur yağana ya da planlanan proje doğrultusunda Ankara’ya su gelene ( 6 aycık kaldı ) kadar sürecek. Yazımın başlığında belirttiğim replik için tam sırası: “Pardon biz bi duş alıp çıkacaktık yarında siz gelirsiniz ödeşiriz”, ” kardeş çay suyu koyacağızda 1 çaydanlık su verirmisiniz” gibi binlerce replik yaşanması olası…
Büyükşehirlerimizden bir diğerinde ise bu konuda yapılan açıklamalar, kampanyalar çok olumlu. İnsanların su tüketimini azaltması konusunda uyarılar yapılıyor. Onlara bu konunun önemi anlatılıyor böylece bilinçli toplum olarak bu sorunun önüne geçilmeye çalışılıyor. Bu uygulamasından dolayı İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanını takdir ediyorum. ( yaptığı bazı başka uygulamalarda onaylamasak da, bu gerçekten takdire şayan bir durum )
Ve son dileğim ; Yağdır Mevla’m Suuuuuuuuuuuuuuu
Comments(3)
Biz seçim ardından yeni meclisin toplanmasını beklerken Fransa Meclisinden haberler gelmeye devam ediyor. Bu seferki haber Türkiye ve AB üyeliği hakkında değil.
Bu kaçıncı kayıp? Trafik kazasında kaybettiğimiz kaçıncı can. Şüphesiz ki Barış ne ilkti ne de son olacak. Ama bu kazaların sayısını azaltmak için kim birşeyler yapıyor ?? Günlerdir televizyonda izliyoruz o malum kazanın olduğu kavşak resmen ölüm kavşağı ama herhangi bir önlem yok. Kendi yaşadığım il olan Trabzon’da da olduğu gibi ultra ağaçlandırılmış yolları anlamak mümkün değil. Palmiye ağaçlarından gelen araçları görmek neredeyse imkansız. Ayrıca o kavşakta daha önceden trafik lambasının bulunması ama çok kaza olması nedeniyle ışıklandırmanın kaldırılmış olması da cabası.