Archive for the 'hayat' Category

Yapılacaklar :)

Neler yaptım değil de daha çok neler yapacağım üzerine bir yazı olsun bu :)Yine yoğun bir döneme başladık. 5. Moleküler Biyoteknoloji Bahar Okulu’nu 22 - 25 Nisan 2010 tarihleri arasında Karadeniz Teknik Üniversitesi Biyoloji Kulübü olarak düzenleyeceğiz.Bu güne kadar hep daha iyiyi hedefleyerek çıktık yola ve herşey istediğimiz gibi gitti. Bu sene bir iki küçük aksilik olsa da geçen seneden daha iyi bir organizasyon olması için elimizden geleni yapıyoruz. Çeşitli üniversitelerden yaklaşık 200 öğrencinin katılımını bekliyoruz ve birbirinden güzel konularıyla aramıza katılacak olan 8 adet hocamız var. Bu tür organizasyonları yapmanın en zor yanı destek bulabilmek. Çeşitli girişimler yapıldı sonuçlanırsa yine buradan yazacağım.Bütün bu uğraşların yanında Serkan ile yazdığımız proje bakanlıktan hayır cevabını almaya bile layık görülmedi bu bizi yıldırdı mı? Hayır! Aksine daha hırslıyız sadece biraz daha yavaş ilerliyoruz (yada ilerliyorum mu deseydim serkan işlerini yine bitirdi ben yerlerdeyim). Tabi bu da yetmedi Serkan Ahmet ve ben başka bir projeye daha imza atmak üzereyiz. Aslına bakacak olursak aynı anda bir kaç girişim birden başlatmak çok mantıklı değil ama bir anda ortaya çıkan fikirleri de değerlendirmeden duramıyoruz. Hem bu yeni proje diğerlerini finanse eder belki kim bilir :)Bugüne kadar yaşadığımız sorun devam ediyor. Fikirler çok iyi ama hayata geçirmede sorunlar yaşıyoruz sonra araya başka birşey giriyor ve hooop bi bakıyoruz bambaşka bir projenin içindeyiz. Çok şey öğrenmek gerek çoooooooook.Bunlar yetmez gibi bir de TOEFL var tabi ona ne zaman çalışacağım ne yapacağım hiç ama hiç bilmiyorum…

Şanssızlıklar Üzerine

Sevgili Altan şurada şans konusunda bir yazı yazmıştı. Benim son iki haftadır yaşadığım duruma acaba şanssızlık mı denir, şapşallık mı ya da başka birşey mi bilemedim :)

Pardus 2009′un keyfini çıkarıyordum ki bir anda kulaklıktan acayip sesler gelmeye başladı ve bilgisayar dondu. Tüm denemelerin ardından bilgisayarın güç tuşuna parmağımı basılı tutarak  bilgisayarımı kapattım. O kapanışın ardından bir daha açılmadı :) Bu konuda bir takım tecrübelerim olduğundan direk ramleri çıkartıp tekrar taktım. Bir iki kere daha benzer olay başıma gelmiş ve bu şekilde çözmüştüm. Bu sefer olmayınca sorunu diğer parçalarda aramaya başladım. Bilgisayarın açılışında hani bir dıt sesi gelir ve ardından da görüntü alırsınız ya işte o ilk dıt sesi gelmiyordu. Anakart ile ilgili olan problemlerin çoğu (hatta benim bulduklarımın hepsi) kendini ilk dıt sesinden sonra gelen uzun, kısa, aralıklı gibi birçok dıt sesleri ile birlikte göstermekteydi. Birkaç kişiye danıştıktan sonra da aklıma gelen en mantıklı şey güç kaynağımın doğru çalışmadığı oldu. Daha alalı 8 ay olan cooler master 460 watt güç kaynağımı Gold’un gazipaşadaki şubesine götürdüm. İstanbula gideceği için 2 hafta sonra bir arar sorarsın dediler ve bende daha önceden de teknik servis konusunda deneyimli olduğumdan önümde bilgisayarsız bir ay olduğunu bilerek eve geldim. Dördüncü yaşını doldurmak üzere olan (belkide doldurdu da beş oluyor ne zaman aldığımı bile unuttum) Hp Compaq Nx 9005 dizüstü bilgisayarıma aldığım zaman verilen XP Home Edition CD’si ile kurulum yaptım ve işlerimi onunla halletmeye başladım. Ofis ve antivirüsü kurmayıp sadece gerekli olan birkaç program ile en azından sabrımı zorlamayan bir hızda tüm işlerimi hallettim. Bir kaç gün önce ise bir arkadaştan elinde olan sağlam powerı aldım. Ve beklendiği üzere bu sağlam power da bilgisayarımı çalıştırmadı. Yani bir buçuk hafta boyunca olmayan bir hataya bağlamış, sağlam olan powerımı İstanbul’a yollatmıştım. Bugün de asıl sorunun anakartta olduğunu düşünerek önce internet üzerinden yeni anakart fiyatlarına baktım ve kasayı yüklenip soluğu teknik serviste aldım. Ordaki arkadaş ramlerimi silip anakartımın üzerinde bulunan 4 girişe eski yerlerinden farklı olacak şekilde yerleştirdi. Ve asıl sorun karşımıza çıktı. Meğer benim kullandığım 2 girişten biri arızalıymış ve o bölüme ram taktığım zaman bilgisayarın açılmasını engelliyormuş. Yani sadece bir ram yeri değiştirmeyi denemediğim için iki hafta boyunca bilgisayarsız kalmışım.

Eve geldiğimde servise gitmeden önce çıkarttığım hard diski takıp bilgisayarı başlatmaya çalıştım. İlk denememde başarısız olmama rağmen yılmadım ve birkaç deneme sonrasında bilgisayarı açmayı başardım. Tam tüm sorunlar bitti diye sevinirken bu sefer de vista üzerinde mavi hata ekranı sonucunda kendini yeniden başlatan bir bilgisayarım olduğunu farkettim. Tekrar başlattığımda uzun bir süre çalıştı ama ardından aynı hatayı verip kapandı. Bir virüs kaynaklı olduğunu düşünerek zaten genelde kullandığım işletim sistemi olan Pardus ile devam etmeye karar verdim. Vista bölümüne format atmadan önce bilgisayardaki resimleri taşınabilir harddiskime almaya karar verdim. 26GB resim birikmiş fakat ben 22.2GB veriyi aktardığım sırada bu sefer de pardus donarak beni şoke etti. Mecbur tekrar reset tuşunu kullandım.

Bu sefer de bilgisayar açılırken anakartım olan ASUS P5-B nin olduğu kısım geliyor ardından bios’a geçmiyordu. Harddiski söküp onsuz denediğimde (daha önce bu şekilde bios ekranının geldiği olmuştu) yine aynı sorunla karşılaştım. Bir kaç kere bilgisayarı açma - açamama denemesinden sonra kendiliğinden düzeldi. Fakat o an itibariyle Vista açılmıyor. Şu yükleme animasyonu geliyor ama ardından giriş ekranına geçiş olmuyor. Güvenli kip, en son sorunsuz oturum, windows normal olarak başlasın seçeneklerini tek tek denememe rağmen sonuç alamadım. Tekrar pardus ile açmayı denediğimde sorunsuz açıld, bilgisayara 5-10 dakika hiç dokunmadım ve bu sırada hiç dokunmamış olduğum pardusum kde çöküş uyarısı verdi ve yeniden kde başlatılamadığı için resetlemem gerekti. Şuan da ise yaklaşık 1 saattir bilgisayarım pardus 2009 ile çalışıyor, ne zaman donar ya da başıma başka ne gelir diye beklemedeyim.

Acaba şanssızlıkları konu alan yeni bir mim dalgası mı başlatsak bilemedim valla. :)

Final Dönemi Başlar…

Eveeet yorucu ( hiç de değil daha çok sıkıcı ) bir dönemin ardından nihayet final dönemine girmiş bulunmaktayım. Aslına bakılacak olursa ilk finalimi de oldum. Kaldı 3 final ( Bir çok üniversitede 10′a yakın hatta daha fazla ders alınırken 5 ders almak gerçekten iyiymiş :) ) Bu yüzden sınavlarım var ondan blogda birşeyler yazamadım bahanesini uyduramayacağımdan birşeyler karalamak istedim.

Django ile hazırladığım ilk projemi finaller bittikten bir iki gün sonra ( belki de daha önce ) bitirmeyi planlıyorum. Ardından da birtakım küçük uygulamalar ve aklımda olan bir de biraz daha geniş bir uygulama var onu yapacağım.

Gimp yanında Inkscape  ile de ilgilenmeye başladım. Anıl Özbek’in takip ettiğim bloglarından biri olan Lay Lay Lom Gimp‘de bulunan Inkscape örneklerini de uyguluyorum, herkese de tavsiye ediyorum.Yakında bir iki kaynaktan Inkscape örnekleri paylaşabilirim.

Neyse şimdilik bu kadar biraz da ders çalışalım…

Ben geldim

Son zamanlarda yazacak bir çok şey gelip geçiyor ama nedense ben bunları aktarmaya güç bulamıyorum. Oysa çok ilgimi çeken olaylar olmuyor değil. Ama bakınca son blog girdilerimin hepsinin farklı aylarda yapıldığını görmek bana burayı ne kadar çok boşladığımı anlatmaya yetti. Sanırım bahar okulu ile uğraşırken başlayan blogda yazı yazamama miskinliğim son bir aydır beni esir almış durumdaydı.

Biyoloji öğretmenliği 4. sınıfta okuduğum için bu dönemin başında sınıfça yeni kampüsümüze taşındık. Artık KTÜ Fatih Eğitim Fakültesi’nde bir buçuk yıl (buçuğu bitti sayılır) okuyup mezun olacağım (inşallah). Bu tarafı soracak olursanız dersler benim için çok iç açıcı değil. Okula geldiğim günden beri öğretmenlik yerine normal bölüm yazsaymışım diyordum bu tarafta da fikrim değişmedi. Aslına bakacak olursak bir öğretmenin kesinlikle alması gereken dersler öğretiliyor bizlere. Öğretmenlik Mesleğine Giriş, Öğretimde Planlama ve Değerlendirme, Özel Öğretim Yöntemleri, Eğitim Psikolojisi ve Okul Deneyimi derslerini aldık bu dönem. Fakat öğretmenlik yapmayı düşünmediğim için bu derslerin bazı bölümlerinde sıkılıyorum. Hoş bu dersler bana da bir çok şey katıyor ama keşke derslere sadece izleyici olarak katılabilseydim. Ayrıca Eğitim fakültesine geçince notlar yükselir diyenler oluyordu şimdiye kadar gördüklerime nazaran şunu rahatlıkla söyleyebilirim : YOK ÖYLE BİRŞEY :) Sadece kendimden değil tüm arkadaşlarımdan bakınca bu kanıya vardım yoksa benim açımdan notların düşmesi yukarıda bahsettiğim nedenlerden dolayı normal bir durum.

Önümde finaller ve ardından bitirilmesi gereken kocaman bir yıl daha var. Bu bir yıl içinde boş kalan zamanlarımı planladığım şekilde doldurabilirsem biyoloji bölümü yerine bu bölümü seçmemi avantaja çevirebileceğim.

Peki yeni kampüste başka neler oluyor:

Mesela KTÜ UZEM‘e sınıfça gidip bir BÖTE (yanlış yazdıysam uyarınız) öğretim görevlisi tarafından hazırlanmış ders sunusunu değerlendirdik. Kullanışlılığı ve daha çok da biyoloji okuduğumuz için bilgilerin doğruluğunu değerlendirmemiz istendi. Aslına bakarsak üniversite hayatımız boyunca yapılan en anlamlı uygulama olduğunu düşünüyorum. Sonuçta bir projeye yorumlarımız ile katkıda bulunmak güzeldi. Bunun yanında UZEM’in sahip olduğu akıllı sınıfı görmek ve bilgi sahibi olmak da güzeldi.

Hayatta neler oluyor:

Bu arada Serkan’ın canı gibi sevdiği notebooku yani Abaccus abaccus’u bitkisel hayata girdi. Yeni bir lenovus türü ile hayatına devam edecek. Ama garip olan şu ki ben ondan çok merak ediyorum yeni bilgisayarını. Alalı 3-4 gün olmasına rağmen hala bilgisayarın bluetooth özelliğinin olup olmadığını dahi bilmemesi sanırım bunu gösteriyor :) Artık belki bu yazımı okur da kendi blogunda bizlere bu lenovus’un dünyaya geliş öyküsünü paylaşır :)

Bunun yanında ben neler yapıyorum/yapacağım diye bakacak olursak:

Bir süredir Django üzerine yoğunlaştım ve kendi çapımda küçük projeler yapmaya başladım ( henüz çok başındayım … )

ALES ve ÜDS’ye girdim. Şimdiki hedefim TOEFL.

Serkan, Cihan ve Hakan Hoca ile başladığımız projenin bitirilmesi için çalışmalara başlanması kararı alındı.

Blog daha aktif kullanılmaya karar verildi :)

Yüksek lisans için araştırmalara bir sene düşünme şansı olmasına rağmen başlandı…

Blog için tema yapmayı düşünüyordum ama sanırım beklemek zorunda.

Pardus 2009 Alfa yükleyip bir blog girdisi oluşturmayı düşünüyorum.

Bunun yanında arada sırada Gimp için örnekler okuyor ve uygulamaya çalışıyordum. Gerçekten iyi iş çıkaran gönüllüler sayesinde bir çok tutorialın Türkçe versiyonunu hatta videolarını bulmak mümkün ama eğer fırsat bulabilirsem yapılmamış olan bazı örnekleri de ben Türkçeleştirebilirim.

Gelişmeler oldukça zaten buradan bildiriyor olacağım. Şimdilik Django ile çalışmalara hız verip içime sinecek bir kaç proje oluşturmak istiyorum…

Yeni Telefon Macerası

Geçen hafta babama Trabzon Forum AVM‘de bulunan Turkcell bayiinden bir Samsung L260 cep telefonu satın aldık. Telefonu bize satan mağaza müdürünüyle konuşurken hafif iddialı sözler de duymadım değil. Mesela benim “Yetkili servis KVK mı yoksa başka mı?” şeklindeki soruma KVK cevabını verdiğinde “Hımm bir telefonum 5 ayda tamirden geldi KVK olması çok kötü” dedim. Aldığım cevap ise “Bize getirin biz yollayalım 1 hafta içinde vermezlerse KVK ile olan anlaşmamızı fesh ediyoruz” oldu. Ne kadar gerçek bilmem ama iddialı bir cevaptı. (Bu arada KVK hakkındaki bir önceki yazım için buraya bakabilirsiniz.)

Neyse telefonu alıp eve doğru yola koyulduk. Babamın kısa süreli bir işi nedeniyle arabayı durdurduğumda şu telefonun pilini falan iyice takayım diye düşündüm. Hafıza kartını ve pili taktım, o da ne arka kapak yok. Direk döndük ve başka bir kutunun içinden bir arka kapak verdiler bize. Eve döndüğümüzde babamın sim kartında yaşanan bir sorundan dolayı telefonu sim kartsız biçimde şarja koyduk. Bu sırada babamın sim kartının gelmesi iki gün sürdü ve bizde o arada  telefonu kullanmadık.

Kart gelip de kullanmaya başlayınca herşey güzel görünüyordu. Tüm telefon numaralarını yeni sime ve telefona bilgisayar programı ile yükledim. Babama rehberin nasıl çalıştığını gösteriyordum ki telefonda rehbere girince herhangi bir tuşa basınca o tuşta bulunan harfe gitmiyordu. Yukarıda arama kutucuğunda harfler yazılıyor ama değişen birşey olmuyordu. Tek çözüm tek tek aşağı veya yukarı oku ile istenilen kişiye kadar gitmekti. Tabi yaklaşık 200 kişilik bir listesi olan babam için bu durum fazlasıyla sıkıcı olacağından tekrar foruma gitme kararı aldık.

Ertesi gün foruma gitmek için asansöre bindiğimizde babam bu telefonu değiştirteceğim diyordu ben ise değişmezler servise yollar yaptırırlar yazılımı yenilerler diye düşünüyordum. O sırada bir de IMEI numarası (bildiğiniz seri no  işte biraz havalı dursun diye öyle yazdım) kutuda yazanla uymuyormuş dedim kendi kendime ve kontrol ettim. Tam da düşündüğüm gibi oldu numaralar tutmuyordu. Bu sefer de sanırım teşhir ürünü ile karıştı gibisinden birşeyler düşündüm. Neyse tekrar bayiye gittiğimizde müdür ile görüştük ve sorunlarımızı bildirdik. Kendiside bu durumdan dolayı (özellikle seri numaralarının tutmaması) üzgün olduğunu belirtip bize yeni bir telefon verdi ve bu sefer iyice deneyelim bir sorun olmasın dedi. Sim kartı takıp denediğimizde bu telefonda da rehber içinde arama yapılmıyordu. Samsung ile ilgili destek alma çabaları da hafta sonu olması ve o anda aranan yerde kimse olmadığından dolayı başarısız sonuçlandı.

Bu sırada babam ablam ve annemin neden yine Samsung aldın Nokia alsaydın şeklinde demesinden dolayı olsa gerek Nokia 3600 Slide modelini beğendi ve Samsung yerine bu telefonu almaya karar verdi. Şimdilik herhangi bir sorun yok (daha dün aldık ama olsun) babam da gayet memnun ve mutlu. Ama buradan soruyorum Samsung L760′da benzer sorunu yaşayan oldu mu? Sorun neden kaynaklanmış? Cidden merak ediyorum, ben yazılımdan olacağını düşünüyorum ya da bizim şansımıza bayiye gelen seride fabrika hatası vardı. Belki de bir çok telefonda olan arama özelliği Samsung’un 3G destekli bu telefonunda yoktur???

Eh bu sefer de başımızdan böyle bir olay geçti. Bakalım sırada ne var, hadi hayırlısı…

Sonraki Sayfa »